ŞEFKAT! SENİ SEVECEKSİN YA SANA BENZEMEYENLERİ…

132
ŞEFKAT! SENİ SEVECEKSİN YA SANA BENZEMEYENLERİ…
ads

C:\Users\Acer\Desktop\kocaeli resimler\blok\site haberler\sarılmak.jpg

Bütün kavramlarım altüst olup yeni baştan yazılırken hayatımda en önem verdiğim kavramın da içini ne kadar anlamamış olduğumu fark etmek beni epey şaşırttı. Bu şaşkınlığı hala üzerimde taşıdığımı söylesem yalan olmaz. Şefkat; hepimizin insan olma yolunda en kıymetli ihtiyaçlarından bir tanesi.

Peki, şefkat nedir? Sevginin biraz daha merhametle buluşmuş hali. Hatta bir de nezaketle tatlandırılmış tarifi. Düşünsenize, şefkatli biri dediğiniz kişi, haşin olabilir mi? Güçlü bir kelime şefkat ve günümüzde üzerinde çok da yazılan çizilen bir kelime.

İçimizdeki sevgini saf hali merhamet. Kendimize karşı merhametli ve hoşgörülü olmaktan bahsediyoruz. Hayatımız boyunca en uzun dostluk kendimizle.

İçinden geçtiğimiz bu Pandemi sürecinde hiç planlamadığımız şartlarda bulduk kendimizi. Belki bu Pandemi sürecine uyum sağladık belki sağlamadık, özgürlüğümüzün kısıtlanması hoşumuza gitmedi belki, belki mutluluğumuz ve neşemiz düştü, belki kendimizi bulanık sularda gezinirken bulduk, hoşnut olmadık, ilişkilerimizde hatalar yaptık, muhtemel endişe, kaygı duyduk, öfke ve üzüntü üzerimizden elini çekmedi.

C:\Users\Acer\Desktop\kocaeli resimler\blok\site haberler\evren.png

Zaman zaman kendinizi kendinize kızdığınız oluyor mu? O sertçe eleştiren sesinizi kendinize yükseltiyor musunuz? Olmadı, olmuyor, yapamıyorum. Belki de düştüğünüz o yere daha fazla seriliyor ve kalkmak için uzun süre bekliyor, öz güveninizden yiyorsunuz. Öz şefkatin karşısında olan bir durum öz eleştiri.

Bu yazımızın konusu öz şefkat olduğunda sanki yanlış anlaşılmalar var gibi.. Neden önce kendimi sevmeliyim, niye önce kendime şefkat duymalıyım, ne saçma, sevgi önce başkasıyla olur, öyle önce kendini sevmekle çözülmüyor her şey, bak insanlığa sevgisizlik yok olmak üzere diyenlerden misiniz?

O zaman belki şunları tekrar hatırlayalım. Öz şefkat bir bencillik veya kendimize acıma durumu değil. Kendimizden uzaklaşmak, kibirli tarafımızla kendimize bakmak, kendimizi herkesten üstün tutmak, egomuzu şişirmek değil. Önce ben önemliyim başkaları değil demek hiç değil.

Tam tersi kendi insanlık halimizin farkına varmak, kendi olma halimizle barışmak, bu olma halinin içinde yer alan tüm yokluk alanlarını görmek ve oradan yola çıkmak üzere kendimize karşı nazik bir el uzatmak. Zorluklar karşısında mış gibi yapmadan, yapamadığım zamanlardaki duygularımı görmek, belki biraz orda kalmak ama sonra   kendime  dost eli uzatmak, yerden kaldırmak. Sarıp sarmalamak, olabilir demek, herkesin başına benzer durumlar geliyor demek, sen neleri başardın bak bunu da yaparsın  demek,  neye ihtiyacın var diye sormak.

Gerçek öz şefkatin koruyan kollayan, sakinleştiren tavrı kadar, harekete geçiren moral veren hali de var. Hadi bakalım kalk ayağa diyen,  yolumuza devam ediyoruz diyen, o yola ışık tutan rehberlik eden  diğer bir yönü ki bu da sarıp sarmalayan kadar kıymetli.

İçimizdeki kaynak hep dışarıdan dolmuyor, üstelik bugünün dünyasında bolca kıyaslama, başarı kaygısı, rekabet varken. İçerdeki muslukları, vanaları  keşfetmek, paslarını silmek ve  zaman zaman o kaynakları doya doya kullanmak lazım.

Yalnız anlaşılması zor olan; varlığını savunabilmek için daha doğuştan kendine duyduğu bir aşkla dünyaya gelen, kendine hayran, sürekli olarak kendi üstünlüğünü ve farklılığını görmek isteyen, o derin düşüncelerinde söylenemeyecek hatta bilinemeyecek kadar gizli arzular barındıran.

On parmağında on ayrı parmak izi taşıdığı gibi ruhunun her parçasında farklı kimlikler barındıran, kendine benzemeyenden sürekli kuşku duyan, hep yaralanacağı, örseleneceği korkusunu içinde besleyen bu insanların birbirlerini nasıl seveceği…

ads
Araç çubuğuna atla
[responsivevoice_button voice="Turkish Female"]