Nasıl Bir Yaşam Tarzı İstiyorsunuz?

87
Nasıl Bir Yaşam Tarzı İstiyorsunuz?
ads
Gerçekten nasıl bir yaşam tarzı istiyorsunuz?

Pek çok insan yaşam kalitesinden ödün vermeden kendine gerçekten ne tür bir kariyer istediğini sorarlar.

Hayat kalitesi ve hayat memnuniyeti, insanların kendi yaşamlarını nasıl algıladıkları genel olarak nasıl değerlendirdikleri anlamına gelir.

Hayat biçimi ve yaşam tarzı kavramı bireysel bir kavramdır. “hayat kalitesi” anlamı ise toplumda ağırlığı fazladır.

Hayat yaşamasını bildikten sonra şartları ve koşulları teferruattır. Ama insanlar çoğu zaman hayal kurarlar.

Farklı bir yerde, farklı bir kimliğe sahip olsaydım nasıl olurdu acaba diye merak ederler.

Hatta bazen kendisine en büyük kötülüğü yapar. Her şeyi bırakıp hayallerinin peşinden gider.

İnsanların hayat tarzlarındaki farklılıklar gibi, yaşam tarzları da onları birbirinden ayırır.

Yaşam tarzımız, hayatı nasıl sürdüreceğimizle ilgili temel seçimlerimiz ve genel hayat görüşümüzdür.

Geleneksel yaşam tarzları, kişisel güvenlik, kişisel alışkanlıklar, geleneksel alışkanlıklar gibi uçta olmayan, herkesin zihninde mantıklı bulup kabul edebileceği gibi bir alan anlayışa dayanır.

Toplumun içinde insanların maddi durumu, bir alt sınıfından bir üsttekine geçiş arayışları yaşam tarzını farklılaştırır.

Birbirine benzeyen yaşam tarzları toplum içinde kendine özgü birliktelikler oluşturur. Bir yere ait olma güveni oluşturur.

Toplumsal yaşamda ise benzer anlayışı ve yaşam tarzları olan insanlar bir araya gelir.

Tek bir yaşam tarzı yerine, değişik yaşam tarzlarından söz edebiliriz.

Ayrıca, büyük ideolojilerin oluştuğu, düşünceler bağlamında görüş ayrılıklarının yaşandığı bir dönemden geçtik.

Sonuç olarak, içinde yaşadığımız bu zamanda yaşam biçimi ve yaşam tarzlarını oluşturan değerler sistemi de alışkanlıklarda farklılaştı.

Ataerkil aile yapısının çözülmesi, çekirdek ailenin öne çıkması, kentleşmenin hızlanması da yaşam biçimlerini ve tarzlarını yeniden oluşturmaya başladı.

Bu yeni oluşum, daha önce belirlenmiş anlamı , katı ve kesin alışkanlıkları olan aile yâda yaşam kalitemizdeki rolleri farklılaştırdı.

Aile şekilleri gittikçe daha da genişliyor. Geleneksel ataerkil aile, toplumda ve kişisel çerçevesinde varlığını korusa da, giderek daha seyrek rastlanır hale geliyor.

Bu durum, daha önce hayatı yönlendiren geleneksel aile yapımızın yâda yaşam tarzımızın ” bağlayıcı gücünü” azaltıyor.

Kişisel irade önem kazanıyor; insanlar artık “eğilmek ve kırılmak” pahasına birlikte yaşamayı sürdürmüyor. Yaşam biçimleri ve tarzlarını değiştirerek yollarına devam ediyor. 

Muhyiddin Er Yıldız

ads
Araç çubuğuna atla
[responsivevoice_button voice="Turkish Female"]