AŞK SÖYLEMEKLE OLMAZ

117
AŞK SÖYLEMEKLE OLMAZ
ads

C:\Users\Acer\Desktop\kocaeli resimler\hikayeler\Kısa-Sevgi-Mesajları.jpg

Nikâh memuru evlilik cüzdanını geline uzattığında ikisininde yüzünde sonsuz bir saadet duygusu belirmişti. Yine her zaman ki gibi kadın sarıldı. İlk sevgili oldukları günden beri adımları attığı gibi… Çünkü biraz çekingen bir insandı Rahmi Bey. İçinden geçirdiği duyguları tam anlamıyla, Sibel hanıma o zamana dek yansıtamamıştı. Belki de aile yapısı yâda yetiştirilmesiyle ilgili bir durumdu. Bu davranışları evliliklerinde de devam etmiş ve eskiden olduğu hep adımları Sibel Hanım atmayı sürdürmüştü. Eşler karşılıklı birbirlerinden ne kadar değer gördüklerini duymak isterlerdi elbet zaman zaman…

Sibel Hanım eşine onu ne kadar sevdiğini her zaman söyler ve ne kadar değer verdiğini, kendisi için ne kadar önemli olduğunu cümleleriyle sık sık dile getirirdi. Rahmi bey ise her zamanki gibi utanır, çekinir, elinde olmadan susardı. Sonraları bu durum Sibel Hanım için katlanılmayacak bir durum haline gelmeye başladı. Eşinden kendisine değer verdiğine dair sözler duymak hakkıydı ve bunu fazlasıyla da istiyordu… İstediği bu cümleleri evliliklerinin onuncu yılına kadar hiç duymamıştı. Bir gün araçlarıyla yolculuk yaptıkları esnada Sibel Hanım sırf bu sebepten büyük bir kavga çıkarmıştı. Kavga yerini derin bağrışmalara bıraktığında, Rahmi bey bir anlık dalgınlıkla aracın dengesini kaybetmişti ve karşı taraftan gelen tırla çarpışmışlardı. Sibel Hanım gözlerini açtığında bir ameliyathanedeydi. Doktor eşi Rahmi beyin durumunun çok ağır olduğunu ve hayati organlarından birinin çok ağır hasar gördüğünü anlattı. Eğer ki dakikalar içinde söz konusu organ nakil yapılmazsa Rahmi beyin öleceğini duyunca Sibel Hanım gözyaşlarına boğulmuştu…

Doktor Sibel hanıma kendisini de istediği takdirde bu organ bağışını yapabileceğini, fakat eşi için bu bağışı yaptığında yüzde yetmiş ihtimalle öleceğini söylemişti. Korktu… Bir şey diyemedi. Can tatlıydı elbette. Ve eşini ne kadar severse sevsin, doktorun teklifine evet diyemedi esnada gözleri kapanmıştı. Kendine geldiğinde hıçkırıklara boğuldu. Çünkü eşi hayatta yoktu artık. Hasta yatağında cenaze törenine dahi katılamamıştı. Günler sonra taburcu olduğunda, yıllar sonra ilk defa evinin kapısından ilk defa yalnız içeriye giriyordu. Daha içeri girer girmez eşiyle ilgili birçok hatıra canlandı gözünde. Evin her köşesini gözyaşlarıyla gezdi. Sonra salona girdiğinde, yanında solmuş güller olan bir zarf gördü. Zarfın üzerinde, SİBEL yazıyordu…

Sonra bir telaşla açıp okumaya başladı satırları. Şöyle yazıyordu mektupta;-“Kazada ağır yaralanan ve acil organ nakli yapılması gereken kişi aslında sendin. Sadece senin rahatlıkla söyleyip, benim utanarak söyleyemediğim” seni seviyorum” sözünde ne kadar samimi olduğunu öğrenmek istedim. Sonra doktor beyden rica minnet bu son isteğimi yerine getirmesini istedim. Sadece beni ne kadar sevdiğini öğrenmek istemiştim. Gözümü kırpmadan bu ameliyata razı oluyorum. Ben senin için canımı feda edecek kadar sevdim. Ben çok iyi biliyorum ki sevmek, sadece söylemekle olmaz biricik eşim….”

ads
Araç çubuğuna atla
[responsivevoice_button voice="Turkish Female"]